Zihin Sarayları

Zihin sarayı, eski zaman bilgelerinin savaş zamanlarında yok edilen bilgi kaynaklarının (kütüphaneler, tarihi eserler, vs.) içerdiği bilgiyi akılda tutabilmek ve sonraki nesillere eksiksiz olarak aktarabilmek için geliştirdiği bir yöntemdir. Önce zihinde onlarca Roma odasından oluşan bir saray inşa edilir. Bu inşa sürecinde, sarayı oluşturan odalar, salonlar, koridorlar ve tüm bu yerler arasındaki bağlantılar, bütün ince ayrıntılarıyla birlikte tekrar tekrar düşünülür. Sarayı oluşturan kısımlar gerekirse defalarca yıkılır ve arzu edilen mükemmelliğe ulaşana dek yeniden yapılır. Böylece hafızada yer tutacak her “nesne”, zihin sarayının mimarı tarafından kolayca erişilebilir, kategorik ve hiyerarşik özellikli bir “konum” ile kodlanmış olur. Kişinin yeni öğrenilmiş bilgiyi sarayının neresine koyacağı bellidir. Dolayısıyla gerektiğinde bilgiyi geri çağırmak da bir o kadar kolaydır. Zihin sarayı tekniği, günümüzde hâlâ zihinsel sorunlar yaşayan bireylerin hafıza gelişimine yardımcı olmak için kullanılan geçerli bir yöntemdir.

Capture

Hafıza kaybına yol açan rahatsızlıklar kişilerin hayatını nasıl tahrip ediyorsa, toplumsal ölçekteki hafıza kayıpları da toplumlar üzerinde öyle büyük hasara neden olur. Hafızasını canlı tutamayan, geliştiremeyen toplumlar aynı tuzaklarla, aynı stratejilerle tekrar tekrar aynı hatalara sürüklenmeye, aynı şekilde sömürülmeye ve ezilmeye açık durumdadır. Dolayısıyla insan yığınlarına düşman olan iktidarlar, her şeyden önce kolektif hafıza merkezlerine saldırır. ODTÜ başta olmak üzere, toplumcu hareketlerin örgütlü ve güçlü olduğu üniversiteler, Türkiye halklarının hafıza merkezleri, toplumun zihin saraylarıdır. Bu topraklarda gericilikle nasıl mücadele edilebileceğinin, bilimsel bilginin referans alındığı bir hayatın toplumları nereden alıp nereye götürebileceğinin, özgürlüklerin kazanımı için emeğin ne şekilde örgütlenmesi gerektiğinin bilgisi ve daha nice hazine değerindeki bilgi, bu kolektif zihin saraylarımızın odalarında, yani üniversitelerimizin geleneğinde saklanmaktadır. Faşizmin toplumsal direnişi tamamen yok etmek için yıkması gereken belki de son barikat zihin saraylarımızdır, üniversitelerdir.

Diktatör şunu bilmeli ki, bütün saraylar birbirinin aynı değil… Zihin saraylarımız kendisinin işgali altında bulunan ucube saraya hiç benzemez. Zihin saraylarımızda zırhlı panik odalarına, nitelikli hırsızlık yoluyla elde edilmiş kayıt dışı karşı-devrim sermayesinin depolandığı kasa odalarına, kilometrelerce uzunlukta gizli kaçış tünellerine ve ortalıkta fetiş kıyafetlerle dolaşan Orta Asyalı askerlere yer yoktur. Zihin saraylarımızı “tek adamlar” inşa etmemiştir, dolayısıyla “tek adamlar” yıkamaz. Üniversitelerimiz yukarıdan aşağıya doğru kurulmamıştır, dolayısıyla yukarıdan aşağıya doğru ele geçirilemez. Bir iki rastgele darbeyle yıkılmazlar çünkü temelleri sağlam bir kaya üstüne, “hakikat” üzerine kuruludur. Temeli bir grup azılı hırsızın akıldışı fantezileri üzerine atılmış olan kaçak sarayınızın başınıza yıkılışına ise, yakın zamanda hep birlikte tanıklık edeceğiz.

Kolektif hafızamıza işlenen tatsız bir anı olarak, zihin sarayımızın güneş almayan bir hücresine yerleştirileceksiniz.

 

Ocak 2016, RED

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s